Geleceksizliğin ve Cehaletin Aracı Olarak “Eğitim” Sistemi

31 Eki 2019

Uzun bir “yaz tatilinin” ardından okulların açılmasıyla birlikte bir “eğitim ve öğretim yılı” daha başlamış durumda. Her sene olduğu gibi bu sene de eğitim yılının başlangıcı sistemin yaratmış olduğu sorunların gündeme gelmesine yol açmıştır. Yani okullar bir kez daha egemen sınıflar tarafından “çözümü” bulun(a)mayan devasa sorunlar ile birlikte açılmıştır. Milyonlarca genç bu sistemin eğitim politikalarının yaratmış olduğu sorunların (niteliksiz anti-bilimsel eğitim, gerici eğitim müfredatı, geleceksizlik, işsizlik vs.) yakıcılığını her gün pratik olarak yaşamında görmekte, iliklerine kadar hissetmektedir. Eğitim müfredatının içeriğinin olabildiğince gericileştirilmesi, özelleştirmelerin hayata geçirilerek eğitimin piyasalaştırılması gibi bir dizi sorun öğrenci gençliği egemenlerin eğitim politikalarına karşı isyanını büyütmüştür.

Eğitim, ondan önceki sistemlerde olduğu gibi bugün içerisinde bulunduğumuz sistemde de düzenin sürdürülmesinin bir aracıdır. Hâkim sınıflar eğitim yoluyla hem toplumu sistemin ihtiyacına göre şekillendirmek hem de düzenin çarklarının sorunsuz dönmesi adına kadrolar yetiştirmektedir. Böylece ekonomik, siyasi ve askeri alanlar başta olmak üzere tüm alanlarda hiçbir boşluk bırakılmayarak bir devamlılık sağlanmaktadır. Yani iktidarın bir avuç sömürücü sınıfta olduğu sistemlerde, bir üst yapı kurumu olarak eğitim, çoğunluğun yani ezilen yığınların bilinç seviyesini yükselterek, onlara daha iyi bir yaşam sürmelerini sağlamanın değil, hâkim sınıfların zenginlik ve sefahat içinde yaşamasını devam ettirmenin bir aracıdır.

NEOLİBERALİZM VE EĞİTİMİN PİYASALAŞTIRILMASI

Emperyalist kapitalist sistemin neoliberal politikaları ile birlikte eğitimin burjuvazi yararına kullanımı yeni bir boyut kazanmıştır. Bu politikalarla eğitim; klasik işlevinin (toplumun dizaynı vb.) yanı sıra artı-değer üreten, azami kâr sağlayan bir alan haline getirilerek piyasalaştırılmıştır. Neoliberal politikalar devasa oranda biriken sermayenin dizginsiz bir şekilde daha önce el atılmamış alanlara girmesine ve talan etmesine dayanmaktaydı. Bu temelde eğitim başta olmak üzere tüm “kamu sektörleri” özelleştirmelerle emperyalist sermayeye peşkeş çekildi. Artık herkes parası kadar okuyacak, o oranda “nitelikli eğitim” alacaktı. Daha önce sermaye adına bu işleri devlet üstlenmiş iken bu alanda özelleştirmelerle bizzat sermaye ipleri eline aldı. Sistem açısından niteliksel bir değişim olmamıştır. Liberalizmin devlet politikasına uygun olarak devletin müdahil olduğu alan azalmıştır. Ama devletin kendisi zaten burjuva devlettir. Sisteme içkin olan sınıfsal konuma paralel eğitime ulaşma işi özelleştirmelerle daha aleni hale gelmiştir.

Emperyalist kapitalist sistemin bir parçası olan Türk hakim sınıfları ve onların devleti de eğitimi, her zaman kendi çıkarlarını sağlamanın bir aracı olarak kullanmıştır. TC’nin kuruluşundan bu yana eğitim, toplumun şekillendirilmesinde oldukça etkili bir araç olarak kullanılmıştır. Sisteme zeval vermeyecek nesillerin yetiştirilmesi, sormayan, sorgulamayan bireylerle mümkündür. Bu temelde insanların zihinleri tekçi-şoven safsatalarla doldurulmuş, bilimselliği dıştalayan ezberci gerici eğitim müfredatları her dönemin değişmezi olmuştur. Hükümetler değişmiş, lakin verilen eğitimin özü değişmemiştir, her yeni hükümet “eğitim sistemini düzeltiyoruz” diyerek yola çıkmış bilinenin tekrarının ötesine geçmemiştir, geçemez. Gençlik bu eğitim yoluyla cehaletin kucağına atılmak istenmiştir. Tekçi-şoven eğitim, başta Kürtler-Aleviler olmak üzere ezilen ulus, milliyetler ve inançları asimile etmenin aracı olarak tahkim edilmiştir. Yine her dönemin değişmezi paralı eğitim yolu ile işçi-köylü çocuklarının eğitim hayatına devam etmesi zorlaştırılarak, geleceksiz bir yaşama mahkûm edilmeleri olmuştur.

DEĞİŞMEYEN BİR GERÇEKLİK OLARAK GERİCİ EĞİTİM SİSTEMİ

Bugün eğitimdeki genel tabloya baktığımızda, her dönemde var olan bu sorunların bugün daha da derinleştiği ve kristalize olduğu gerçeğini görüyoruz. AKP’nin düzenin dümenine oturtulması ile birlikte egemen sınıfların uygulamaya soktuğu politikalar bu durumu ivmelendirmiştir. Zaten her dönemde düşük olan eğitimin niteliği tekçi-şoven içeriğinin yanı sıra TC kurulduktan sonra pozitivist anlayışla ele alınmaya başlanmıştır. Bu daha çok batı aydınlanmacılığının bir ürünüdür. Sözde bilimsel eğitim kutsallaştırılmıştır. Bu aynı zamanda Türk komprador burjuvazisinin halka hakim olma, halkı “burjuva yurttaşlık değerleri” ile şekle sokma planıdır. Elbette hakim sınıflar toplumu yönetmede dini kullanmayı hiç bırakmamış, devletin çizdiği bir din anlayışı ile de halkı şekillendirilmeye çalışmıştır. Bu anlayış eğitim politikalarına da sirayet etmiştir. Yer yer pozitivist anlayış ön plana çıkarken yer yer de devletin “din” anlayışı ön plana çıkmıştır. Bu Türk hâkim sınıflarının halkı yönetmedeki ihtiyacına paralel belirlenmiştir. Ama bu durum halka farklı gösterilerek kitleler manipüle edilmiştir. Hâkim sınıf klikleri arasındaki mücadele dolayısıyla bu eğitim anlayışları aynı zamanda halkın farklı kesimlerini sistem içinde tutmak için bir politikaya da dönüşmüştür. Sanki birisi “ilerici” diğeri “gerici” eğitimmiş gibi bir algı yaratılmıştır. Esas olarak burjuva eğitimin pozitivist olanı da dinci olanı da sınıfsal niteliği dolayısıyla gericidir. Eğitimin kendisi hakim sınıfların kullandığı kullanışlı ideolojik bir aparattır. AKP döneminde hâkim sınıflar halkı dini argümanlarla sistem içinde tutmaya, kendi ideolojilerinin etkisi altına almaya önem vermiştir. Buradan genç komünistlerin hedefi “dinciliğin” olması değil, devletin bizzat halkı kendi ideolojisi doğrultusunda eğitmesidir. Yani sermayenin ihtiyaç duyduğu iş gücünün ve sermaye ile aynı dili konuşan bireylerin yetiştirilmesine karşı olmaktır. AKP’nin sınıfsal niteliğine ve ideolojisine karşı olmaktır. AKP, TC’nin temel ideolojik değerlerine helal getirmeden ama kendi jargonu ile bir eğitim       politikası ortaya koymuştur. Elbette ki hâkim sınıfların çürümüşlüğünün ürünü olan her tarafından ikiyüzlülük ve sahtekarlık kokan bir eğitim politikasıdır. Dolayısı ile bu politikanın her tarafı dökülmektedir, sistemin bir bütünü gibi.

“Dinci gerici” olarak nitelenen AKP’nin eğitim politikalarında da dini ögeleri ön plana çıkarmasına karşı, hâkim sınıfların diğer kliği CHP üzerinden “laik eğitim” propagandası yapmaktadır. “Bilimsel” bir paye biçilerek “alternatif” eğitim olarak gösterilmektedir. “Gericiliğin” karşısına çıkarılan “ilericilik” Kemalist değerler üzerinden kurgulanmaktadır. Eğitimi gerici yapan dini ögelerin ön plana çıkarılması olmadığı gibi onu ilerici yapan da laiklik değildir. Her ikisi de hâkim sınıfların ihtiyacına paralel dönemsel olarak uygulanan politikalardır. Örneğin CHP, bugün İmam Hatipleri “başat” mücadelesi haline getirse de İmam Hatiplerin CHP döneminde yaygınlaştığını hatırlamakta fayda vardır. Bugün reformist çevrelerin de teşne olduğu “laik eğitim” AKP’nin uyguladığı eğitim sisteminin alternatifi değildir.

EĞİTİM PİYASALAŞTIRILIRKEN GELECEKSİZLİK DERİNLEŞİYOR

Halk gençliği açısından eğitimi ulaşılmaz kılan olgu neoliberal politikalarla beraber zaten paralı olan eğitimin alabildiğine piyasalaştırılmasıdır. Eğitimin piyasalaştırılması esasında 1980’li yıllarda neoliberal politikaların devreye konulmasıyla başlamıştır. AKP döneminde bu politikalara hız verilmesi ile eğitim tam anlamıyla kâr alanına dönüştürülmüştür. Eğitimin meta haline getirilmesiyle birlikte TC’nin kuruluşundan bu yana işçi-emekçilerin çocuklarına sunulan geleceksizlik iyice belirgin hale gelmiştir. Eğitimin sınıfsallığı gözler önüne serilmiştir. Parası olanlar özel okullarında “nitelikli” eğitime ulaşabilir ve düzen içerisinde kendine “tatlı” bir gelecek kurabilmektedir. Lakin yoksul halk çocukları devlet okullarında niteliği iyice düşürülen anti-bilimsel gerici eğitime mecbur hale getirilmektedir. Lise çağına gelen yoksul çocukları niteliksiz eğitimin etkisiyle, görece iyi okullar kazanamayıp meslek liseleri ve imam hatip liseleri arasında tercih yapmaya zorlanmaktadır. Meslek liselerine mecbur edilen gençler, sistemin “kalifiye işçi” ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Eğitimin piyasalaştırılmasıyla birlikte egemenler bir yandan kârlarına kâr katarken diğer yandan sömürü çarkına dâhil edecekleri işçi ihtiyaçlarına karşılamaktadırlar. Bin bir zorlukla imam hatip-meslek lisesi zorunluluğuna karşı üniversiteye yerleşmeyi başaran gençlerin büyük çoğunluğu ise içi boşaltılmış bilimsel eğitimden tabeladan ibaret üniversitelere yerleşmek durumunda kalmaktadır. AKP’nin her tarafa açmakla övündüğü üniversitelerin çoğu “diplomalı işsiz” yetiştirmekte mahir olmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Elbette bu diplomalı işsizler patronların bir diğer “eğitim görmüş işçi” açığını, hem de ucuz iş gücü açığını kapatmakta kullanıyor. Her durumda halk gençliğinin büyük kesimine sunulan “gelecek vizyonu” ya işsizlik ya da yıllarca onca zorlukla, masrafla görülen eğitimin karşılığı olarak ucuz ve kalifiye iş gücü olmaktır. Neoliberal politikalar sistemin “fırsat eşitliği”, “herkesin sınıf atlayabileceği” yalanlarını bir kez daha ifşa etmiştir.

ÖRGÜTLENELİM, ÖZGÜRLEŞELİM!

Bir avuç hakim sınıfın ekonomik, siyasal ve sosyal çıkarlarına göre şekillenen bu eğitim sisteminden halk gençliğinin yararına bir şey çıkması, eğitimin toplumsallaşması imkansızdır. Nitekim bu sistemden çıkan tablo, eğitim görmüş ama sormayan-sorgulamayan, biat eden, eğitimsiz bir toplumdur. Bu “eğitim” gören gençler, girdikleri sınavlardan büyük oranda başarısız olmaktadırlar. Üniversiteler dünya sıralamasında ilk 500’e dahi girememektedir. Böylesi bir eğitim sisteminde öğrenci gençlik elbette ki suçlanamaz. Sorun hakim sınıfların kendi dar çıkarları uğruna, eğitimin içeriğini her geçen gün daha da boşaltmalarındadır. Çünkü onların çıkarları, halk gençliğinin bilinçlenmesinde, bu şekilde kendine daha iyi bir yaşam önerisinde değil, cehalet batağına saplanmasındadır. Ancak bu şekilde sömürü düzeni sorunsuz bir şekilde sürdürülebilir, kitleler hiç sesini çıkarmadan, sömürü çarklarında ezilmeye devam edebilir. Çözüm ise halk gençliğinin kendisine dayatılan geleceksizliğe, cehalete karşı “örgütlülük özgürlüktür” şiarıyla topyekûn mücadeleye atılmasındadır.

benzer haberler
              
SOSYAL MEDYA